Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Xezal DOĞAN ÇELEBİ
Xezal DOĞAN ÇELEBİ

HİÇBİR DAVA İNSANDAN BÜYÜK DEĞİLDİR

İnsanlığın uzun ve çoğu zaman acı dolu tarihine baktığımızda, en büyük yanılgılarımızdan birinin “kutsal dava” adına dökülen kanları meşrulaştırmak olduğunu görürüz. Oysa hangi inançtan, hangi milletten, hangi düşünceden olursa olsun, insan hayatı kutsaldır. Bu kutsallık, hiçbir ideolojinin, hiçbir çıkarın ve hiçbir öfkenin gölgesinde kalamayacak kadar derindir. Çünkü insan, bir davanın aracı değil; bizzat varoluşun en değerli öznesidir.

Artık şu gerçeği açıkça ifade etmenin zamanı gelmiştir: Hiçbir gerekçe, bir insanın yaşam hakkını elinden almayı haklı kılamaz. Ne tarih, ne din, ne siyaset… Hepsi insan için vardır; insan onlar için değil. Bu hakikati görmezden gelen her anlayış, eninde sonunda vicdanını kaybeder ve karanlığa hizmet eder. Bugün ihtiyacımız olan şey, kılıçların değil kalemlerin konuştuğu bir dünyadır. Sözün, sanatın ve düşüncenin yükseldiği; müziğin, edebiyatın, tiyatronun ve sinemanın insanları birbirine yaklaştırdığı bir medeniyet anlayışıdır. Çünkü sanat, insanın içindeki merhameti uyandırır. Kalem, hakikatin izini sürer. Vicdan ise adaletin en saf terazisidir.

Cehalet, vicdansızlık ve ahlaksızlık insanlığın en büyük düşmanlarıdır. Bu karanlık çoğu zaman korkudan, öfkeden ve bilgisizlikten beslenir. Ancak bu karanlığa karşı verilecek mücadele, aynı karanlık araçlarla değil; daha yüksek bir ahlakla, daha derin bir bilinçle ve daha güçlü bir empatiyle verilmelidir. Şiddeti şiddetle bastırmak, yalnızca döngüyü büyütür. Oysa erdem, bu döngüyü kıran tek gerçek güçtür. Bugünün dünyasında gerçek cesaret, silah taşımak değil; öfkesini kontrol edebilmektir. Gerçek güç, başkasını susturmak değil; onu anlamaya çalışmaktır. Ve gerçek zafer, yok etmek değil; birlikte yaşayabilmenin yolunu bulmaktır. İnsanlık, farklılıklarıyla zengindir. Diller, kültürler, inançlar ve düşünceler bu büyük mozaiğin parçalarıdır. Bu parçaları yok etmek değil, korumak ve anlamak gerekir. Çünkü çeşitlilik, çatışmanın değil; gelişimin kaynağıdır. Artık yeni bir yol çizmek zorundayız. Bu yol, üstünlük iddiasının değil; ortak insanlık bilincinin yoludur. Bu yol, nefretin değil; merhametin yoludur. Bu yol, kılıcın değil; kalemin yoludur.

Ancak tüm bunların yanında, bir başka acı gerçeği de görmezden gelemeyiz: İnsan, çoğu zaman kendi türüne karşı en büyük zulmü yapabilen varlıktır. İhtiyacı olmadığı halde başkasının hakkını gasp etmek, ego tatmini uğruna zarar vermek, sınır ihlal etmek, baskı kurmak ve sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmak… Bunlar ne doğada ne de hayvanlarda bu ölçüde görülür. İnsan, aklıyla yükseldiği kadar, vicdanını kaybettiğinde en derin çukurlara da düşebilir. Bu dünyada değer her zaman adil dağıtılmaz. Kimi insanlar, sahip oldukları yetenek ve derinlikle hiçbir kurumun, hiçbir otoritenin verebileceği ödüllerle ölçülemeyecek bir değere sahiptir. Böyle bir değerin gerçek karşılığı, ancak ilahi adaletle mümkündür. Çünkü insanı en iyi anlayan, onu yaratan kudrettir.
Öte yandan, değerlerin içinin boşaltıldığı bir düzen de gözümüzün önündedir. Emek ve liyakat yerine, parayla, güçle veya statüyle elde edilen unvanlar; içi boş diplomalar ve sahte saygınlıklar… Eskilerin dediği gibi, “eşeğe bile diploma verilir” hale gelen bir sistemde, gerçek bilgi ve hakiki değer çoğu zaman gölgede kalır.

Toplumda da benzer bir çarpıklık görülür: Bir yanda yoksulluk, hastalık ve çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veren insanlar; diğer yanda gösteriş içinde, sorumluluktan uzak, adaletsiz bir zenginlik sergileyenler… Bu çelişki, insanın vicdanını sızlatan bir tablo ortaya koyar. Öyle ki insan bazen, bu kadar adaletsizlik varken en basit şeylerin bile neden bu kadar pahalı olduğunu sorgulamadan edemez. İşte tam da bu yüzden, yeniden hatırlamamız gereken en temel gerçek şudur: İnsan, insana emanettir. Bu emanete ihanet eden her düzen, her anlayış ve her birey, sadece başkasına değil, aslında kendi insanlığına da zarar verir. Yeni yol; adaletin, merhametin, emeğin ve hakikatin yoludur. Ve bu yolu yürüyebilenler, sadece dünyayı değil, insanın kendisini de kurtaracak olanlardır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER