İnsan ilişkilerini düzenleyen kuralları; hukuk, ahlak, görgü, örf, adet ve dini kurallar olarak sayabiliriz. Ahlak kuralları, toplumun vicdanında oluşan doğru ve yanlışı ayırt eden kurallardır ki bunun evrenseline “etik” kurallar diyoruz. Zarafet, nezaket, incelik; kuşaktan kuşağa aktırılan yazısız uygulamalar, inanç dünyası ile birlikte toplumsal davranışları biçimlendiren manevi kuralların tümü…
Yukarıda saydıklarımın toplumdan topluma değişiklik göstermesi de olağandır. Zira bazen din, bazen toplumsal yaşamca belirlenen bu kurallar toplumun ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamıyla paralellik gösterdiğinde genelde değişiklik olabilir. Bir örnekle şöyle diyebiliriz; İslam toplumunda dört kadınla evlenmek doğal ve hoş görülürken Hiristiyan toplumunda bu davranışın hoş karşılanmadığı gibi…
İnsan ilişkilerinde en çok yanlış anlamalardan kaynaklanan söz veya davranışlar neden olur! Doğruları doğrudan söylemek yerine imalı bir söyleyişle karşı tarafın anlamasını beklemek; varsayımca bir anlatımla ima yolu ile iletişim kurma ve savunmacı tutumlar sergileyip etkin dinleme, hatta karşındakini konuşturmamak; doğru anlamayı reddettiğinden yanlış bir izlenim yaratıldığı, ahlaki netlik olmadığı, yanlış anlamalar yanlış yorumlar meydana gelir. Yanlış anlaya farklı şeylere neden olabilir ancak temel neden genellikle durumun net resminin elde edilmemesidir. İyi dinleme sadece söylenenleri duymayı değil, aynı zamanda duyulanları anlamayı, empati kurmayı ve net bir biçimde iletişim kurmayı içerir. Açık konuşup yorumlamalara neden olabilecek kapalı anlatımlardan kaçınmak gerekir. Aynı zamanda karşındakinin duygularına, hislerine saygı göstermek gerekir.
Karşı tarafı dinlemeden, sürekli sözünü keserek, savunmaya geçerek, hatta bazen karşı tarafı küçümseyerek geçmişi temcit pilavı gibi anımsatarak ezmeye çalışmakla sağlıklı bir iletişim kuramazsınız.
Eleştirici dil kullanmadan, zihin okumalara son vererek, “kesin böyle düşünüyor!” diyerek karşındakinin aklından geçenleri biliyormuş varsayımından uzak durarak, onu insan yerine koyarak sağlıklı bir iletişim kurarsınız. Bir insana hakkettiğinden fazla değer vermek sizi o insanın gözünde sıradan bir insanmışsınız gibi gösterir. Zira sizin etkileşimde bulunduğunuz kişi veya çevrenizdeki insan (akraba, eş, dost, sevgili…) kümesini oluşturan kişilere ölçülü ve kibar bir şekilde davranmanıza karşın, ne yazık ki aynı karşılığı bulamıyorsunuz, hatta gösterdiğiniz bu davranış biçimi zayıflık olarak da algılanıyor. Çünkü o insanlar yaşamları boyunca yakın çevreleri, akraba ve dostları tarafından değersiz görülmüş, horlanmış ve insani davranışlarla karşılaşmadıklarından, onlarda bazı duygulara karşı bir açlık hissi oluşmuştur. Bu tür davranışlara maruz kalmaları, kişiliklerinde büyük travmalar yaratmıştır. O nedenle; onlara karşı yaptığınız insani davranışlar o kişi tarafından farklı anlamlara ve yorumlara neden olacağından, sizin bu insani davranışlarınız tam karşılığını bulamaz hatta sizi zor durumlarda da bırakabilir!
Mesleğim boyunca öğrencilerime tekrarladığım; “ne yaparsanız yapın yerinde, zamanında yapın ve layık olan kişiye yapın; yersiz, zamansız veya layık olmayana yaptıklarınızın tümü karşılığını bulmaz ve değersiz sayılır!” Sizin herkesi kendiniz gibi görme eksikliğiniz de bu sorunları çıkmaza götürüyor. Gereksiz “özür dileme” ve merhametli olmanız karşılığını bulmuyor.
İletişim eksikliği, iletişimden kaçma, empati yoksunluğu, sürekli eleştiri, güven sorunları partnerini değiştirme çabasından başka bir şey değildir.
İlişkilerde sınır koymak iyidir. Ama bu sınır mimosa çiçeği gibi tümüyle kapanmak değildir. Sınır, stresi azaltır nerede neyle karşılaşacağının bir nevi sınırını belirler. Sınırlar duygusal enerjiyi de korur, kırgınlıkları azaltır. Terapistler, karşılıklı saygıyı ve ilişkilerin uzun sürede sağlıklı kalmasını sağlamak için sınırların açıkça belirlemesinin önemli olduğunu söylerler. Sınır koymada zorlanan kişilerin kaygı, duygusal tükenmişlik, sağlıklı bağımlılık ilişkileri yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu gösterir. O nedenle yere, kişiye göre değişmeyen bir sınır koymak ruh sağlığı için de gereklidir. Türkiye’deki enflasyon gibi; sürekli inen çıkan ve nerede duracağı bilinmeyen sınırlama, sınırlama da değil! Süre içinde don lastiği gibi esner ve inandırıcılığını da yitirir!
Yaptığınız doğru ve insani davranışın karşılığını alamadığınız gibi karşınız tarafından kolay ulaşılabilinen biri olarak algılanırsınız hatta değersiz, itibarsız görünürsünüz. Ne yaparsanız yapın; ölçülü, sözünün ne anlamlar içerdiğinden emin, farklı yorum ve anlamalara ortam yaratmadan yerinde ve zamanında kullanmalıyız, yoksa sözünüzü -yaydan çıkmış bir ok misali- bir daha geri alamayacağınızdan yaptıklarınızla anılırsınız.

YORUMLAR