Girê Kortikê (Körtik Tepe) bir höyüktür. Keşf edilmeden önce tarım arazisi olarak kullanılıyordu. Bu höyük Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Anjoli (Ağıl) köyünün yanında bulunan bir höyüktür. Ağıl Köyü ve Aşağı Sazlık mezrası yakınlarında yer allan Girê Kortikê höyügü, Batman ile Diyarbakır’ın Bismil İlçesi arasında; Batman Çayı ve Dicle Nehri‘nin kesiştiği noktada bulunmaktadır. Girê Kortikê (Körtik Tepe) yerleşiklerinin yaşamsal alanları ve koşulları algılanabilmektedir ki, bu olgular, aynı zamanda, olasılıkla Neolitik öncesi dönemde başlayan höyükteki sürekli yerleşimin de önemli arkeolojik kanıtları niteliğindedirler.
Yerleşimde ilk yaşam yaklaşık MÖ 10 bin 700’de başladı ve MÖ 10.400 yıllardan itibaren yoğunlukla devam etti. MÖ 9300 yıl civarında yerleşim yoğunluğu açısından Körtiktepe zirveye ulaştı. Ancak, muhtemelen Holosen dönemi iklim değişiklikleriyle ilişkilendirilebilecek doğal felaketler, özellikle sel gibi etkiler nedeniyle, yerleşim alanı çok kısa bir süre içinde terk edilmiştir.
Yuvarlak Tasarlı Konutlar
Yuvarlak tasarlı konutların barınma sorununa çözüm olmaların yanı sıra, çoğunluğunun tabanlarında ve yakın çevresinde mezarların ortaya çıkarılması, konutun aynı zamanda kutsandığına da işaret etmektedir. Dönemin ancak gelişkin toplumlarında görülebilen bu gelişme, Körtik Tepe yerleşiminde adeta genelleşmiş bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı konutlarda, yaklaşık her seviyede konutların tabanlarına gömülen bireylerin ortaya çıkarılması, konuta yüklenen genel önemin yanı sıra, bazılarının özellikle önemsendiğini göstermektedir.
MÖ 11 Bin yıl Önce Tarım Yapılmış
Mimari dokunun ikinci grubunu silo tabanları oluşturmaktadır. İşlenmemiş taşlarla kaplanmış tabanları ile yaklaşık yuvarlak tasarlı ve değişken ölçülere sahip söz konusu siloların yerleşim geneline yayılmış örnekleri bilinmekle beraber, ortaya çıkarılan çok sayıdaki örneklerden algılanacağı üzere, söz konusu yapıların, başta güney doğu yaka olmak üzere höyüğün belirli alanlarında toplandıkları anlaşılmaktadır.
Besinler İçin Silo’lar Kurmuşlar
Bu durum, yerleşimin belirli alanlarının belirlenen amaçlar için ayrılarak düzenlendiğini ortaya koymaktadır. Dolaysıyla, yerleşimde bilinçli bir planlamanın yapılmış olabileceğini akla getirmektedir. Silo tabanlarının sayısal çokluğu, depolanan besinlerin tür çeşitliliğine işaret olmaktan çok, ancak daha gelişkin toplumlarda görülen bireysel beslenmenin varlığına kanıt olarak ele alınabilir. Özlüce, avcılık ve toplayıcılığın hakim olduğu Körtik Tepe’de, bilinenin aksine, yerleşik bir yaşam tarzının hakim olduğu ve bunun gerektirdiği bütün kurum ve kuralların geliştirildiğinin söylemek doğru olacaktır.
Kazı tarihçesi
Dicle Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Vecihi Özkaya ve öğrencileri tarafından gerçekleştirilen kazılardan sonra Körtik Tepe höyüğü Ilısu Barajı‘nın suları altında kalacaktır. Kazı çalışmaları Vecihi Özkaya’nın bilimsel başkanlığında ve Feridun S. Şahin, Ankara Üniversitesi’nden Metin Kartal ve Gizem Kartal, Hacettepe Üniversitesi’nden Yılmaz Selim Erdal, Almanya Freiburg ve Mainz Üniversitesi’nden Marion Benz başkanlığındaki bir heyet, değişken katılımlarla 54 arkeolog, antropolog, restoratör ve 135 işçinin katılımıyla, 15 Mayıs 2015 – 25 Aralık 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.
Yapıların Özellikleri
Körtik Tepe’de yapılar üç ana gruba ayrılıyordu. Birinci grupta yer alanlar, planları tam olarak belli yuvarlak planlı yapılardı. Bu yapıların çapları 2,3 – 3 metre arasında değişiyordu ve toprak zemin üzerinde inşa edilmişti. Temelleri basit ve işlenmemiş taş sıralarından meydana geliyordu. Çukur zeminleri sıkıştırılmış topraktan ibaretti. Bu zemin üzerinde yükselen yapı balçıkla kaynaştırılmış saz ve dal gibi bitkisel malzemelerden oluşuyordu. Boyutları bakımından az sayıda insanın barınmasına olanak veren bu konutlar, bazı durumlarda birbirine bitişik inşa edilmişti. Tek gözlü bu yapılar, keramik öncesi Neolitik evrenin en erken yerleşmelerinin özgün özelliklerine sahipti.
Depolama Alanı
İkinci grup yapıların çapları 1,1 – 2,1 metre arasında değişiyordu ve boyutları açısından insanların barınmasına elverişli değildi. Sadece boyutları açısından değil, zeminleri taş döşeli olduğu için bu yapılar birinci gruptaki yuvarlak planlı konutlardan ayrılıyordu. Söz konusu yapıların içinde beslenme amaçlı bitkisel kalıntıların günümüze ulaşmış olması, bu küçük yapıların depolama birimleri olduğunu göstermektedir.
Üçüncü grup yapıların çapları 3,4 – 3,8 metre arasında değişiyordu. Bunlar höyükteki en büyük yapılardır. Sıkıştırılmış topraktan oluşan zeminlerinin altında farklı tür mezarların ortaya çıkarılması, ritüel bulgularına rastlanması, bu konutların ortak olarak kullanıldığını göstermektedir.
Ölülerini Gömmüşler
Körtik Tepe’de ölüler ya konutların zemini altına ya da konutların dışında bir alana gömülüyordu. Ölülerin konutların zeminlerinin altına gömülmesiyle o çağlarda insanlar yaşadığı mekânı ve alanı kutsal yerler haline getiriyordu. Ölüler geleneksel olarak hoker ve yarı hoker pozisyonunda gömülüyordu. Bazı iskeletler alçılanmış olarak günümüze ulaşmıştır. Alçılanmış iskeletlerin, kafatasının ve diğer kemiklerin yüzeylerinin aşı boyasıyla birbirine paralel bezemelerle boyanmış olması dikkat çekicidir.

YORUMLAR