İnsan önce dilinde kaybeder kendini. Dil Çıplaklaşınca İnsan da Çıplaklaşır. Çürümenin Sessiz Başlangıcı Bugün dünyaya bakın… Savaşlar çoğalıyor. Ahlak eriyor. İnsanlar birbirine karşı daha acımasız.
Ama hiç düşündünüz mü? Bu çürüme nerede başladı? Sokakta mı? Siyasette mi? Ekonomide mi? Hayır… Çürüme çoğu zaman insanın dilinde başlar. Çünkü dil kirlenince kalp kararır. Kalp kararınca vicdan susar. Vicdan sustuğunda insan sadece başkalarının gözünde değil, kendi ruhunun gözünde de çıplak kalır.
Edep: İnsanlığın görünmeyen zırhı. Müstehcenliği sadece çıplak bedende arayanlar var. Oysa asıl çıplaklık dilde başlar. Ağzımızdan çıkan her küfür, her hakaret, her çirkin söz; sadece karşımızdakini incitmez. İnsan önce kendi ruhunu kirletir. İnsan ruhu yaratılış itibarıyla ak ve pak bir emanettir. Ama dil kirlenince ruh da kirlenir. İnsanı insan yapan sadece bedeni değil; edeptir, iradedir, ölçüdür.
“Dil kirlenirse vicdan susar. Edep kaybolursa insan savrulur.” Özgürlük ve ölçü: Akıl ve vicdanla yaşamaktır. Bugün özgürlük adı altında insanlara ne öğretiliyor? Sınırları kaldırmak. Oysa sınırlar kalktığında insan özgür olmaz. İnsan savrulur.
Hayvanlar içgüdüleriyle yaşar. Ama insan aklı ve vicdanı ile yaşamak zorundadır. Kadın ve erkek ilişkilerinde de bir ölçü, bir zaman ve bir edep vardır. Eskiler boşuna dememiştir: “Gelin atın üstündedir, ya nasip.” Her şeyin bir vakti, bir sınırı ve hikmeti vardır. Zamanı gelmeden uyandırılan duygular, erken dokunuşlar, ölçüsüz temaslar; insanın ruhunu ve edebini kirletir.
“Gerçek özgürlük, ölçü ve edepte başlar.” Müstehcenlik ve Pornografi: Ruhun Zehri. İnsan ruhunu en hızlı kirleten şeylerden biri müstehcenlik ve pornografi kültürüdür. Bu sadece bir görüntü değil; insanın zihnine ve ruhuna atılan bir zehirdir. Bu alışkanlıklar insanın bakışını kirletir, iradesini zayıflatır, hafızasını bozar, yüzündeki nuru azaltır. Zamanla insan fark etmeden duyarsızlaşır ve çirkinleşir.
Dinimiz insanı sadece günahlardan değil, günaha götüren ortamlardan da uzak durmaya çağırır. Çünkü edep kaybolduğunda insan manevi zırhını kaybeder. Meleklerin uzaklaştığı yerde insan savunmasızdır.
“Müstehcenlik önce bedeni değil, dili çıplaklaştırır.” Ahlaki Çöküş ve Savaşlar: Açgözlülüğün Bedeli. Bugün savaşların çoğunun arkasında ahlaki çöküş vardır. Açgözlülük, bencillik, hırs ve vicdansızlık…
Modern dünyanın anlayışı: “Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız.” Bu anlayış insanı sürekli daha fazlasını istemeye iter. Daha çok tüketmek, daha çok sahip olmak, daha çok güç elde etmek. Hatta gerekirse başkasının hakkını gasp etmek.
İşte savaşların çoğu da bu doymaz açgözlülüğün ürünüdür. Ama inanan insan böyle düşünmez. İnanan insan bilir ki Allah bu canı verdiyse, rızkını da verir. Yeter ki insan helalinden, emeğiyle ve edebiyle kazansın. Bereket sadece kazançta değil; ahlakta ve niyette saklıdır. Temiz ahlaklı insanların hayatında rahmet ve bereket vardır. Bazen küçük görünen bir kazanç, büyük bir berekete dönüşür. Bir kilo rızık, on kilo gibi yetebilir.
“Açgözlülük savaşların en büyük silahıdır. Bereket ise ahlakla çoğalır.” Edep olmadan insanlık savunmasızdır. Toplumlar silahlarla değil, ahlak çökünce yıkılır. İnsanlar fakirlikten değil, vicdansızlıktan vahşileşir. Ve insan diline sahip çıkamazsa ne aklını, ne ruhunu, ne de insanlığını koruyabilir. Çünkü gerçek çıplaklık bedende değil, edepsizleşen dilde başlar. “İnsanı insan yapan bedeni değil, edebidir. Edep kaybolursa, vicdan susar, toplum çöküşe sürüklenir.”

YORUMLAR