Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sıddık ALGÜL
Sıddık ALGÜL

OKUL SALDIRILARIYLA SARSILDIK

Önce Şanlıurfa, ertesi gün Kahramanmaraş’taki okul saldırıları ile Ülke olarak sarsıldık. Saldırıların ‘bulaşıcı’ olup olmadığı bilinmiyor. Ama uzmanlarca yapılan araştırmalarda, bu tür olayların bulaşıcı olduğu veya bulaşıcı olma olasılığının yüksek olduğu belirtiliyor.

Okul saldırılarının yüksek olduğu ABD’de öğrenciler tarafından gerçekleştirilen silahlı olaylarda onlarca öğrenci hayatını kaybetti. Failleri intihar etti. Bu okul olayları,  ABD’nin yakın tarihinde bulaşıcı okul saldırılarının başlangıç noktası olarak kabul edildi. Peki bu zincir nasıl başladı: Saldırganların isimleri, görüntüleri, videoları medyada bir anda yayıldı. Ve ABD’de  Columbine katliamından sonra 20’den fazla okul saldırısı yapıldı.( Virginia Tech, Sandy Hook, Parkland ) olayları gibi. Bu durum uzmanlarca ‘bulaşıcı’ olarak değerlendirildi. Bulaşıcı olduğu kanaati, saldırganların ‘Oradaki gibi yapmak istedim’ beyanlarıyla güçlendi.

Uzmanlar yaptıkları analizlerde, (Kendi kendini tetikleyen süreç) denilen bir yapı tespit etti. Buna göre bir saldırı, sonraki günlerde yeni bir saldırı ihtimalini ölçülebilir biçimde artırıyor. Yani bir saldırının ardından yaklaşık birkaç günlük bir ‘risk penceresi’ oluşturuyor. Bu da  bir çeşit bulaş süresi olarak kabul ediliyor. . Bu süre içinde yeni bir saldırının gerçekleşme ihtimali normal zamana göre anlamlı biçimde yükseliyor. Bunun somut örnekleri de var. 2015 yılında ABD’de Charleston’daki kilise saldırısı ulusal gündem olduktan sonra, Ağustos ayında Virginia’daki televizyon yayını saldırganı bu olaya atıf yaptı; birkaç ay sonra Oregon’daki Umpqua Community College saldırganı da benzer şekilde önceki saldırılardan etkilendiğini yazdı.

Özetle medyada geniş yer bulan saldırıların, kısa vadede yeni saldırı riskini artıran bir tetikleyici işlevi gördüğünü söylüyor uzmanlar…  Araştırmalar özellikle kitlesel saldırganların psikolojisi, motivasyonları ve davranış kalıpları üzerine yoğunlaşıyor. İsimlerini vermeyin, yüzlerini göstermeyin başlıklı bir makalede, saldırganların şöhret arayışıyla hareket ettiğini ve medya ilgisinin bu davranışı beslediğini ortaya koyuyor. Bu çalışmalar, bulaşma etkisinin yalnızca istatistiksel değil, aynı zamanda psikolojik bir motivasyon mekanizmasıyla da çalıştığını gösteren temel kaynaklar arasında yer alıyor.

Araştırmalar, saldırganların medya ile doğrudan temas kurduğu, manifestolarını gönderdiği ya da saldırı sırasında bile medyada yer bulup bulmadığını kontrol ettiği örnekleri belgelerle gösteriyor. Bunun nedeni, medya ilgisinin doğrudan kurban sayısıyla ilişkili olması. Yani saldırganlar yalnızca öldürmek için değil, daha fazla görünür olmak için daha fazla öldürüyor. Dikkat çeken bir diğer bulgu da, saldırganlar arasında açık bir rekabet dinamiği oluştuğu. Örneğin bazı saldırganlar, tarihteki en yüksek can kaybına ulaşmayı hedeflediklerini yazıyor; bazıları ise önceki saldırıları inceleyip “hangisi daha çok ses getirdi” diye analiz yapıyor. Bu durum, medyanın davranışı şekillendiren bir aktör haline geldiğini gösteriyor. Taklit etkisi, saldırganların doğrudan önceki failleri model alması anlamına geliyor.

Peki Çözüm Ne?

Araştırmacılar, çözüm önerisi olarak medya etkisini anlamak ve sınırlamak üzerinden duruyor. Özellikle saldırı sonrası ilk iki haftanın kritik olduğunu, bu dönemde haber dilinin ve yoğunluğunun dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Literatürde en çok tartışılanlardan biri:  Saldırganların isimlerinin ve yüzlerinin yayımlanmaması önerisidir. Bu öneri yer yer sansür olarak eleştirilse de, uzmanlar öyle düşünmüyor; Onlara göre saldırının tüm detaylarının haberleştirilmeli, yalnızca failin kişisel kimliğinin merkeze alınmamasını istiyor. Konuyu özetleyecek olursak; yapılan saldırıların medyada büyük yer alması, amacı ismini duyurmak olan saldırganlar için bir ödüle dönüşebiliyor. Akademik çalışmaların ortaya koyduğu gibi; yayınlanan her görüntü ve isim, olası bir diğer saldırının fitilini ateşliyor olabilir.

Not: paragraflardaki bazı bilgiler alıntıdır.

 

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER