Haremi Şerif olarak anılan 5 caminin varlığından söz edilir. Halk arasında ve bazı kaynaklarda da Haremi Şerif olan camiler dendiğinde bu 5 caminin ismi söylenir. Sosyal medyadan sorgulandığında da bu 5 caminin ismi karşımıza çıkar.
Peki bu 5 cami hangileridir?
1-Kâbe’deki El Mescid-ül Haram ( Mescd-i Harem)
2-Mescid-i Nebevi
3-Mescid-i Aksa
4-Şam Emeviye
5-Diyarbakır Ulu Camii
Bu beş camii Harem-i Şerif olarak bilinir. Yani bu camilerin kutsal mabetler oldukları söylenir.
Haram ya da Harem-i Şerif Nedir?
Kâbe’nin bulunduğu alana neden haram denir? Mescid-i Haram veya Mescid-i Harem’in, bunduğu bölgelere haram adının verilmesinin sebebi nedir?. Bu alanda bulunan zararlıların dışındaki canlıların öldürülmesi ve bitki örtüsüne zarar verilmesinin haram kılınmış olmasından dolayı bu alana haram ya da harem, bu alanda veya bu alanın çevresinde bulunan mescide de El- Mescid-ül Haram denmiştir. Mekke de haram kılınan bu alana El-Beled-ül-Harâm denildiği gibi Kâbe’ye de El-Beytü’l-Harâm, çevresindeki mescitte El-Mescid’ül-Harâm veya El- Mescid-i Harem olarak anılmaktadır. İşte, El-Mescid-ül-Haram, Mekke’de Kâbe’nin bulunduğu alandaki caminin adıdır. Hürmet ve saygı gösterilmesi gereken mescit anlamında mescide bu ad verilmiştir.
El Mescid’ül Haram, Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde bulunan ve haram kılınan bu alanın içinde Kâbe’nin yer aldığı ve Müslümanlarca yeryüzünde kutsal kabul edilen büyük caminin adıdır. Kelime anlamı “Hürmetli/Kutsal Mescit” olan bu yer, Hac ve Umre ibadetlerinin merkezidir. Kur’an’da 16 ayette geçen bu mekân, dünyanın en büyük camisi ve en eski mabedi olarak bilinir. Bu mescit, aynı zamanda yeryüzünde inşa edilen ilk mescit ve Müslümanların kıblesidir. Buraya Mescid-i Haram veya Mescid-i Harem denildiği gibi, Harem-i Şerif de denilmektedir. Özet olarak; Açık olan bu alan üzerinde bulunan Kâbe, Makam-ı İbrahim ve zemzem kuyusu bu mescidin birer parçasıdır: Bu Haremi Şerif bölgesinde zararlıların dışında kan dökmek, ağaç kesmek ve avlanmak haram kılınmıştır. Bu nedenle buraya Haram-i Şerif denilmiştir. Aynı zamanda hürmet duyulan bir yer olduğu için de buraya Harem veya Haram-i Şerif denilmiştir.
Aslında Harem-i Şerif söylemi Kabe ve çevresi için kullanılır. Yani Harem-i Şerif deyimi Mekke’deki Kabe-i Muazzama denir. Ama Harem-i Şerif tabiri, Medine’deki Mescid-i Nebevi ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa için de kullanıla gelen bir tabirdir.
Buna göre Harem-i Şerif olarak kabul edilen Mescitler;
1- Mekke’ de, El Mescid-i Haram (El Mescid’ül Haram)
2- Medine’ de, Mescid-i Nebevi
3- Kudüs’ ta Mescid-i Aksa
1- Mekke’de El Mescid-i Haram veya Harem
Mekke deki Mescid-i Haram; Etrafı kubbeli revaklarla çevrili, ortasında Kabe’nin yer aldığı mescittir. Diğer bir tabirle Kâbe’yi kuşatan mescid demektir. Yani, Mekke’de yer alan bu Mescide bölgesiyle birlikte Mescid-i Haram veya Mescid-i Harem denilir. Buraya Mescid-i Şerif’de denilmektedir. Mescid-i Harem Bölgesinin ortasında yer alan meydanda tavaf yeri Kabe, zemzem kuyusu, Makam-ı İbrahim, Hacerül Esved gibi bölümler bulunur ve bunlar mescidin birer parçasını oluşturur. “Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.” (Al-i İmran suresi, 96. ayet)
2- Medine’de; Mescid-i Nebevi
Mescid-i Nebevi; Hz. Peygamber’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicretinden hemen sonra Ashabıyla birlikte inşa ettiği mescittir. Mescid-i Nebi, Mescid-i Şerif, Mescid-i Saadet olarak ta isimlendirilmektedir. Bizzat Hz. Peygamber (sav) tarafından yaptırılan iki mescitten biri Mescid-i Nebevi, diğeri Kuba Mescididir. Kuba Mescidi; Hz. Peygamber daha Medine’ye gelmeden Kuba’da Amr b. Avf oğullarına ait bir hurma kurutma yerinde yapılan mescittir. Fazilet olarak bakıldığında, çoğu İslam alimlerine göre Mescid-i Harem, Mescid-i Nebevi’den önce gelmektedir. Bazı İslam alimlerine göre de Hz. Peygamber (sav) buraya defnedildiğinden dolayı Mescid-i Nebevi daha faziletli olarak görülür.
Mescid-i Nebevi yapıldığı zaman bütün resmi faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir yer oldu. Hz. Osman döneminden itibaren burası da her dönemde giderek genişletilmiştir. “Evimle minberimin arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim de Cennet bahçelerinin üzerindedir.” (Ahmed b. Hanbel)
3- Kudüs’te; Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa denilince birçoğumuzun aklına “Altın Kubbeli” bir yapı gelmektedir. Bu altın kubbeli yapı Mescid-i Aksa değil, “Kubbetü’s Sahre” dır. Mescid-i Aksa düşünüldüğü gibi bir yapı değildir. Allah (c.c.)’ın kutsal kıldığı bir arazinin, bir alanın adı yani bir Haremi Şerif bölgesidir. Bu alan Müslümanların ilk kıblesidir. Bundan dolayı Mescid-i Aksa sadece Müslümanlar için değil, üç büyük dinin de önemli ve kutsal saydığı, Peygamberlerinin birtakım önemli olayları yaşadığı bölgedir. “Üç mescitten başka bir yere (ibadet etmek için) özel olarak yolculuk yapılmaz; Mescid-i Harem, Mescid-i Aksa ve Benim mescidim (Mescid-i Nebevi)” (Buhari) Buna dayanarak diyebiliriz ki Şam Emevi Camii ve Diyarbakır Ulu Camii Harem-i Şerif değildir. Öyleyse kamuoyunda bilinen Şam Emevi Camisi 4, Diyarbakır Ulu Camisi de 5. Harem-i Şerif değil, Üç Harem-i Şerif vardır. Bunlar ;
1- Mekke; Mescid-i Harem
2- Medine; Mescid-i Nebevi
3- Kudüs; Mescid-i Aksa
Son zamanlarda birileri Diyarbakır Ulu Camisinin Harem-i Şerif olmadığını söylemiş. Bunu neye göre söylemiş. Neye dayanarak söylemiş bilmiyorum. Diyarbakır Ulu Camisi Harem-i Şerif değil diyenlere, Şam Emevi Camisi Haremi Şerif ‘midir ? sorusunu soruyorum..
Harem-i Şeref ne demektir? Harem-i Şerif, saygı ve hürmet duyulan yer anlamındadır. Ulu Camii saygı ve hürmet duyulmayan yer midir? Sadece Diyarbakır Ulu Camisine Harem-i Şerif değildir demek, eskiden beri halk arasında bilinen ve birçok yazılı kaynaklarda da 5. i Harem-i Şerif olarak belirtilen Diyarbakır Ulu Camisine, Diyarbakır’a, Diyarbakırlılara yapılan en büyük haksızlıktır. Ulu Cami Harem-i Şerif değildir söylemi Diyarbakır’ın inanç turizmine vurulan bir darbe söylemidir. Diyarbakırlılar ve Diyarbakır esnafının bunu değerlendireceğine, gereken cevabı vereceklerine inanıyorum.
Ulu Camii ve Emevi Camisinin hikayesi
Diyarbakır Ulu Cami ile Şam Emevi Camisinin hikâyesi benzerlik taşımaktadır. Anlatayım; Erken İslam döneminin 751 yılına tarihlenen Şam Emevi Camisinin inşa süreci, Şam’ın İslam dünyası içindeki önemini pekiştiren bir dönemi simgeler. Cami, Roma döneminde Jüpigter Tapınağıydı. 391 yılında Roma İmparatoru I. Theodosius döneminde Jüpigter tapınağı Aziz Yahya Kilisesi’ne dönüştürüldü.. İslam’ın Şam’a gelmesinin ardından, 634 yılında şehri fetheden Ebu Ubeyde bin Cerrah, Kiliseye dönüştürülen Jüpigter Tapınağı’nın salonunu camiye çevirmiştir. Fakat salondan ibaret olan bu cami, artan nüfus nedeniyle ihtiyaca cevap veremediği için Emevi Halifesi I. Velid tarafından cami inşası başlatılmış ve bugünkü büyük cami inşa edilmiştir.
Şam Ulu Cami olarak da bilinen Şam Emeviye Camisi, Suriye‘nin Başkenti Şam‘ın eski şehir kısmında yer alır ve dünyanın en büyük ve en eski camilerinden biridir. Camide dört minber ve dört mihrap bulunmaktadır. Bu mihraplar, Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine ait imamlar için ayrılmıştır.
Diyarbakır Ulu Camii, Diyarbakır Kalesi‘nin içinde Harput Kapısı ile Mardin Kapısı’nı birleştiren eksenin batısında yer almaktadır. Tarihi M.S. 639 yılında Diyarbakır’a egemen olan Müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabedinin (Martoma Kilisesi) camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur. Daha sonra 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah‘ın buyruğu ile büyük bir onarım gördüğünü, değişik dönemlerde birçok kez onarım ve eklentilerle bugünkü şeklini aldığını kitabelerinden öğrenmekteyiz. 1115 yılında geçirdiği yangın ve deprem sonucu içerisindeki kemerler, sütunlar ve bezemeli taşlar hepsi yıkılmıştır. Dışarıda bulunan mermer taşları bu tarihten sonra yayılmıştır. Erken İslam döneminin ünlü Şam Emeviye Camisinin (benzerliğinden dolayı) Anadolu’ya yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Camisi, İslam aleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. Ortadaki büyük avlunun doğu ve batısında yer alan maksureleri, güneyinde Hanifiler Camii, kuzeyindeki Şafiiler Camii, Mesudiye Medresesi ve Caminin batı girişinin hemen yakınındaki Zinciriye Medresesi ile dinsel ve kültürel yapıları bir araya getiren bir yapılar grubu niteliğindedir. (DEVAM EDECEK)

YORUMLAR