Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sıddık ALGÜL
Sıddık ALGÜL

Diyarbakır’da eski Ramazanlar (2)

Din, toplum hayatında önemli bir yere sahiptir. Ancak her toplum, dini inancına kendi kültürel değerlerini de katarak uygular… Geçmişte Diyarbakır’da Ramazan ayının en belirgin geleneklerinden biri de iftar ve sahur vaktini belirten top atışının yapılmasıydı. Bu gelenek, halk arasında bir işaret olarak kabul edilir ve iftar saati geldiğinde, Diyarbakırlılar top atışının ardından okunan ezanla oruçlarını açarlardı…

Bu gelenek, halk arasında bir işaret olarak kabul edilir ve iftar saati geldiğinde, Diyarbakırlılar top atışının ardından okunan ezan-ı şerifle oruçlarını açarlardı. Ramazan boyunca her akşam aynı saatte şehri saran bir sesti top atışı. Bu sesle, dakikalar önce hazırlanan iftar sofrasına oturmanın sesiydi…

Ramazan Topu önce içkalede ki viran tepe üzerinde atılırdı. Daha sonra bu top, Benusen ve Yedikardeş burçlarının arasındaki sur duvarı üzerine yerleştirildi… Ramazan Topu burada iftar ve sahur saatlerinde atılmaya başlandı… Bu top için bir- iki personel görevlendirilmişti… Bu personeller iftar ve sahur saatinde Ramazan topunu patlatarak iftar ve sahur vaktinin geldiğini hatırlatırdı… Topun sesi merkez köylerden bile duyulurdu. Ramazan topunun atılması ile birlikte minarelerin lambaları yanar ve ezan okunurdu… O dönemlerde minarelerde hoparlör yoktu. Hocalar minarenin basamaklarını yürüyerek minareye çıkar ezan okurdu… Ezan sesinin ulaşamadığı mahallelere top sesi ulaşırdı. Bu yöntem iftar ve sahur vaktini bildirmek için uygulanan bir yöntemdi.

Diyarbakır şehrinin sur içinden ibaret olduğu dönemlerde evler genellikle tek katlı ve avlulu evlerdi. İftar saati yaklaştığında çocuklar damlara çıkarılır, minarelerin eşiğinin yandığını ve ezanın okunduğunu sevinçle bağırarak ve koşarak aşağı iner ev ahalisine iftarlarını açabileceklerini söylerdi… Zamanla teknolojinin gelişmesiyle birlikte, bu top atma geleneği yerini daha modern yöntemlere bıraktı. Minarelere en tepesine hoparlörler yerleştirildi. Hocalar minarelere çıkmadan caminin içinde bulunan mikrofonla ezan okuyarak iftar, sahur ve ezan vaktinin geldiğini bildirmeye başlandı.

Ancak, Diyarbakır’da yaşı kemale erenler eski Ramazanları ve top atışlarının getirdiği nostalji anıları unutmadı. Bugün dahi, bu gelenek hakkında yapılan sohbetler, Diyarbakırlıların Ramazan’a olan bağlılıklarını ve şehre özgü kültürel mirasını hatırlatıyor. Geçmişteki bu geleneği genç nesiller bilmese de, Diyarbakır’daki yaşlı nesillerin hafızasında bu top atışı canlı kalmaya devam ediyor.

Yok olmaya yüz tutmuş bir gelenekte iftara çağırma geleneğidir. İftar saatinde avlu kapıları kapanmazdı. Ola ki bir kişi o saatte evine geç kalmış ise rahatlıkla içeri grip iftar sofrasına misafir olmasıdır. Ayrıca iftar saatinde evin küçük çocuğu avlu kapısına bekçi gibi bırakılır, iftara saatinde sokaktan geçen herhangi biri vatandaşı iftar sofrasına davet etme geleneğidir. Bu gelenek günümüzde geçim derdi, hayat pahalılığı, bina tipi evler, sitelerin yapılmasıyla yok olmuş durumda..  (Devam Edecek)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER