Ne yazık ki dünyada insanca sevmek, insancıl bir bakışla görmek, insanca düşünmek, insanca acıyı anlayabilmek hâlâ yeterince gelişmedi. İnsanın kendisini geliştirmesi gerekirken; bugün çoğu yerde sözü geçenler, düz mantıkla hareket edenler ve gerçeği görmekten korkanlardır.
Bir insana adil bakmanın yolu şudur: Onu, onu sevenin gözünden görebilmek. Çünkü insan, sürü zihniyetiyle bakılarak anlaşılmaz. Düz mantık sahiplerinin ölçüleriyle de tartılamaz. Bir insan; yaptıklarıyla, yapamadıklarıyla, yaşadıklarıyla, deneyimleriyle hayata nereden dokunduğuyla ve nereden dokunamadığıyla tanınır. Nasıl ki bir anne için “en güzel çocuk” kendi çocuğudur (engelli olsun ya da olmasın) işte insan da insana böyle bakabilmelidir.
Ama bugün dünyada çoğu kapı, sesi güzel olana, boyu posu düzgün olana, vitrinde iyi durana daha kolay açılıyor. Buna karşılık; insanlığımızı geliştirecek akla, vicdana, ahlaka, iradeye ve derin bir kişiliğe sahip insan profillerine aynı değer verilmiyor. Üstelik yalnızca görüntüye ve uyuma göre seçilen insanlar; Cumhurbaşkanlığı, bakanlık, hâkimlik, kaymakamlık gibi son derece hayati ve toplumun kaderini etkileyen görevlerde bile tercih edilebiliyor.
Bu görevler için çoğu zaman liyakatten, karakterden ve toplumsal sorumluluktan çok; sürü mantığıyla hareket eden, yönlendirilmeye açık, itiraz etmeyen, “uyumlu ve hoş görünen” profiller aranıyor. Bir koltuğu doldursun diye seçilen insanlar, zamanla sadece makamın askısı hâline geliyor. Bir de işin çok daha can yakıcı başka bir yüzü var. Topluma gerçekten katkı sunabilecek, vicdanı güçlü, ahlaklı ve donanımlı engelli bireylere ise yeterince fırsat verilmiyor. Engel bedendedir; ama sanki akılda, vicdanda ve üretkenlikte de varmış gibi davranılıyor.
Oysa asıl eksiklik çoğu zaman bedende değil, bakıştadır. Sonra ne oluyor? Şöhret var… para var… unvan var… Ama ne kendine faydası olan bir insan ortaya çıkıyor, ne de topluma. Çünkü, insanda önce erdem yoksa, önce irade yoksa, önce ahlak ve kişilik yoksa; verilen bütün imkânlar, açılan bütün kapılar, sunulan bütün fırsatlar boşa gidiyor. İnsan; sesle, görüntüyle, boy-posla köşeyi dönebilir. Ama gün gelir köşeyi dönene, köşe çarpar.

YORUMLAR